Yaşanmış Bir Hikaye

22/12/2009 -Kategori: Hikayelerim

O kadar güzeldiki,ona bakmak cennete bakmak,ona dokunmak sırat köprüsünü geçmek gibi bir şeydi.Sapsarı saçları,şelaleri andırıyordu.Bir şelalenin yanından geçse o şelale adeta donup,o sapsarı saçlarına bakıyordu.Gözleri en koyu ormanın yeşilinden daha yeşil ve daha canlıydı.Ne zaman bir ormanda yürüsek o ormandaki tüm ağaçların yemyeşil yaprakları onun o güzel yemyeşil gözlerinin yanında soluk kalıyordu.Rüzgar şaşırıp orman diye sanki onun o gözlerine doğru esiyordu.Güldügü zaman güneş onun o iki dudagı arasında yeniden doguyordu.Doğu sanki onun gülüşleriydi.Zaten onda doğan güneşin batısı hiç yoktu.Çünkü o gülüşte güneşin batması imkansızdı.Gözlerinin içerisine baktıgımda bir berduş,bir ayyaştan daha sarhoş oluyordum.Güldügünde ise bu dünyada cehennemi yaşıyordum.Çünkü gülüşü o kadar sıcaktıki yanmamak,erimemek imkansızdı.Cenabı Allah dünyayı yaratırken onu bu dünyadan farklı yaratmış ve bu dünyanın tüm güzelliklerini onun üzerinde toplamıştı.Onu görmek dünyanın tüm güzelliklerini bir arada görmekti.O yemyeşil gözleri kaplayan her biri bir mızrak gibi olan kiprikleri ise her defasında kalbime saplanıyor ve kalbimde çok tatlı bir sızı bırakıyordu.Bu sızının bitmesini hiç istemiyordum.

Kollarımda yattıgı zamanlarda kendimi bu dünyaya hükmeden en büyük kral gibi hissediyordum.Onun sıcaklıgı güneşten daha yakıcı,onun nefesi çöl rüzgarlarından daha sıcaktı.Onu öpmek,onu koklamak irem bağlarında gezmek gibiydi.

İşte o ilk aşkı yaşadıgım kişi buydu.Her güzel şeyin sonunda bittigi gibi bu güzelliklerde bir gün gelip bitmişti.Çünkü onunla ayrılmak zorunda kalmıştık.O yasak ağacın yasak meyvasıydı…

 

Ondan sonra bana aşk haram demiştim.Fakat aşk bu işte büyük konuşmaya gelmiyor…

Geçenlerde kendi kendime bir karar aldım ve kadınları tanımak için bir araştırma yapmaya karar verdim ve her kesimden bir bayanla konuşmak için harekete geçtim…

İlk olara bir hayat kadınıyla konuştum.Kendisine bir araştırma yaptıgımı ve onunlada konuşmak isredigimi söyledim.İlk önce pek olumlu yaklaşmadı.Fakat sonunda ikna etmiştim.

 

Daha onsekiz yaşına yeni girmiştim.O sıralarda çok yakışıklı ve benden dört yaş büyük birisiyle tanıştım.Çok kısa bir zaman içerisindede ona aşık oldum.Kendimi her şeyimle ona bıraktım.Benimle evlenmek istedigini söyledi ve bende hiç düşünmeden büyük bir heyacan ve sevinçle evet dedim.Ailemin karşı çıkmasına aldırmadan onunla evlendim.Evliligimizin ilk yılları o kadar güzeldiki ayaklarım yere basmıyordu.Fakat daha sonralar eşim günden güne değişmeye başladı.Birgün eve arkadaşıyla birlikte geldi.Arkadaşının bakışları bana karşı çok tuhaftı.Beraber içiyorlardı.Bende o bakışlardan rahatsız oldum ve eşime ben yatıyorum dedim.Eşim hayır yatma hadi müzik koy bize biraz oyna dedi.Neye uğradıgımı şaşırmıştım.Yorgunum dedim ve yatak odasına doğru yürüdüm.Eşim ayağa kalktı ve kolumdan tutup oyna diyorum sana dedi.Çok korkmuştum ve o korkuyla tamam dedim ve oynamaya başladım.Eşim çok sarhoştu.Biraz oynadıktan sonra bana git üstüne daha rahat bir şeyler giy dedi.Korkumdan onuda yaptım.Eşimin arkadaşı olan kişi bana öyle bakıyorduki bakışları beni çok korkutuyordu.Eşimde bana alkış tutuyordu.Tüm vucudum korkudan titriyordu.O gece sabaha kadar bu işkence devam etti.Nihayet kalkmaya karar verdiler ve eşim arkadaşını gönderdi.Arkadaşı gidince eşime bu yaptıklarının çok yanlış oldugunu söyledim.Fakat o kadar çok sarhoştuki ben ne desem o an faydası yoktu.Bende sabahleyin kendine geldiginde konuşurum dedim ve yattık.

 

Sabah olmuştu ve eşime gece yaptıklarını anlattıgımda bana inanmadı.Bu olaydan sonra onbeş gün kadar hiç bir şey olmamış gibi hayatımıza devam ettik.Bir akşam eşim bana o arkadaşını tekrar getirecegini söyledi ve bende hayır olmaz dedim.Beni dövdü.Ben yine olmaz dedim.O kadar gözü dönmüştüki,üstümdeki elbiseyi yırtarak beni yerlerde sürükledi.Bana sen benim arkadaşımı nasıl istemezsin diye bağırıyordu.Ben ona arkadaşın bana iyi gözle bakmıyor dedigimde ise o zaman sende onunla birlikte ol dediginde ne diyecegimi şaşırmıştım.Benim aşık oldugum insan bu olamazdı.Neydi bunu bu kadar çok degiştiren.Anlayamamıştım.O gün vucudumun çeşitli yerlerini yaktı bana işkenceler yaptı.İşte bana yaptıgı işkencenin bir izide bu diyerek yakasını az aşagıya indirdi.Göğsünün üzerinde yanık izleri vardı…O günün sonunda o arkadaşıyla birlikte olmak zorunda kaldım.Daha sonrada devamı geldi ve sonunda kendimi bu yolda buldum…

 

Bunları anlatırkrn gözlerinden boncuk boncuk yaşlar akıyordu…Ben ise erkekligimden utanmıştım…Ne diyecegimi bilemedim ve kendisine teşekkür edip çok üzgün bir şekilde yanından uzaklaştım…

 

Yaşadıgım bu olaydan sonra bu kadınlar hakkında yazma kararından vaz geçmiştim.Çünkü bu olay beni çok etkilemişti…Evelsi gün kendi kendime bu yaşananları sizlerle paylaşmam gerektigini düşünüp tekrar bu konu üzerinde çalışma kararı aldım…Evden dışarıya çıktım…Avcılar sahilindeki barlara doğru yürüdüm.Önüme gelen ilk bara girdim masaya oturdum.Garsonlar hemen geldi ne içersin diye sordu.Bende bir bira dedim...Bu sıradada sağa sola bakıp konuşabilecegim bir bayan arıyordum.Köşedeki masada üzgün bir şekilde oturan bayan gözüme takıldı.Ayağa kalktım ve ona yaklaşarak bu yazdıgım yazıyla ilgili konuşmak istedigimi anlattım.Oda bana şuan müşterilerin gelme zamanı daha sonra konuşalım dedi.Bende ona teşekkür ederek masasından uzaklaştım…Tekrar kendi masama oturdum…

 

İşte o an kapı açıldı kapıdan içeriye bir şelale aktı.Hem öyle bir şelaleki içinde en koyu ormanın yeşilliginide sürükleyerek aktı…Sapsarı saçları,yemyeşil gözleriyle o aşkın en güzelini yaşadıgım kişi içeriye girdi…O an tüm vucudum titredi.İçimde anlatamayacagım bir korku,anlatamayacagım bir heyacan belirdi…Yok olamaz,o olamaz,demekki insanların çift yaratıldıgı doğruydu…Bu kadar benzerligin olması mümkünmüydü…Hayır mümkün degil olamazdı…

 

İçeriye girdi bir bayan arkadaşıyla konuşuyordu.Aman Allah’ım bu gülüş onun gülüşüydü.Bu kadar benzerlik olamazdı…Ona o kadar çok dikkatli bakmıştımki o bakışı sanırım oda hissetti.Bana doğru döndü ve göz göze geldik…Oda donup kalmıştı.Birden bire o şelale en hırçın rüzgarların dalgalandırıp çoşturdugu okyanuslara dönüverdi…Öylece ayakta bana bakıyordu.Yanındaki arkadaşıda onun o haline şaşırmış olmalıydıki onun baktıgı yöne doğru yani bana bakıyordu…Arkadaşı onu birkaç kez salladı ve ne oluyor diye sorar gibi baktı…Hiç bir şey söylemedi ve bana doğru agır adımlarla yürüdü…Ne diyecegimi şaşırmıştım.Hani Türk filmleri olur izleriz ve bu tür sahnelerde ne kadar saçma deriz.İşte o an ben o saçmalıgı yaşıyordum…İyice yanıma yaklaştı ve bana hiç degişmemişin dedi…Tabi ben halen yaşadıgım şokun etkisindeydim.Bir şey diyemedim.Kelimeler boğazıma düğümlenip kalmıştı…Bu bir rüya olmalıydı…Hatta rüya degil bir kabustu bu…Sesim çıkmıyor konuşamıyorum…Bana neler oluyor neden konuşamıyorum?..

Gözleri dolmuştu o mızraktan daha büyük kirpiklerini bir kapatsa okyanusun dev dalgaları arasında kalmak içten bile degildi…Yavaşça ayağa kalktım gözlerinin içerisine baktım.Gözler o gözlerdi.Aradan upuzun yıllar geçmesine rağmen o yıllar onu yıpratmamıştı…Titreyen ve alev alev yanan elimi uzattım,yavaşça elini kaldırdı eli elime degdi.O eli elime değdigi anda eli beni alıp yıllar öncesine götürdü…

 

Bana hadi burada oturmayalım dedi ve dışarıya çıktık.Hiç konuşmadan yan yana sahile doğru yürümeye başladık…Hava çok soguktu.Fakat ben alev alev yanıyordum.Onun üstünde ise kolları kısa beyaz bir kıyafet vardı.Montumu çıkartıp omuzlarının üzerine koydum.İki eliyle montuma sarıldı…Ne o konuşuyordu nede ben…Sahilde dalgalar dalga kıranı adeta dövüyordu…Hemen deniz kenarındaki üzeri ıslak masanın kenarındaki sandalyerele oturduk…Hemen hemen yirmi dakika kadar konuşmadık.Sadece hışımla taşlara vuran dalgaları seyrettik..Ben biraz olsun kendime gelmiştim.Üzerine oturdugum ıslak sandalyede bunun bir rüya olmadıgını bana ıspat etmişti…Nasıl olur bu dedim…Oda bana ne olursun şuan bana bir şey söyleme sadece otur dedi…

 

Siğara çıkarttım ve yaktım.Oda bir siğara istedi ve oda yaktı.Siğaranın dumanını görmek mümkün degildi,çünkü rüzgar daha duman ağzından çıkmadan alıp götürüyordu…Kafasını bana doğru çevirdi.Hemen ilerimizde yanan lambanın ışıgında parlayan göz yaşlarını gördüm..Bana,ağlayarak keşke beni bu halde görmeseydin dedi…Bende sadece evet der gibi başımı sallayarak onu onayladım…Onuda bu hale kocası düşürmüştü.Onu bu hale düşürmeye mecbur etmişti…Bunuda bana anlattıklarından sonra anladım…Üç senedir çocuklarınıda göremiyordu…Eşinden ayrılmıştı.Memleketinde yaşayan annesine bir şekilde bakmak zorundaydı…O soğuk havada saatlerce o konuştu ben dinledim…

Evet o gecede bayanlar hakkında bilgi edinebilecegim bir bayan çıkmıştı karşıma…Hemde öyle bir bayanki şelalerin,kopkoyu ormanı yanında sürükleyerek getirdigi bir bayan…O an o yemyeşil olan koyu orman simsiyah olmuştu…Daha sonra vedalaşarak ayrıldık..Ayrılırken bana dönerek ben ne kadar kirlensemde aşkımız halen tertemiz,seninle yaşadıgım aşk seninle bitti dedi…Hiç bir şey söyleyemedim.Kitlendim.O yine para kazanmak zorunda oldugu barın kapısını açtı ve yüzüne maskesini taktı.Yüzü gülen maske.Eminimki maskenin gözleri gülmüyordu…

 

Bu yaşadıgım acı olaydan sonra araştırmaktan vaz geçtim…Çünkü bayanları çözmek imkansızdı…Çünkü her kötü yola düşen bayanın arkasında mutlaka bir erkek vardı…

 

YAZAN:Cengiz AKALIN


Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Zalim

7/12/2009 -Kategori: Sarki Sozleri


Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Durma Hadi Git

7/12/2009 -Kategori: Siirlerim


Git ey sevdamın zirvesi,git benden hadi

Git aşkımın cezası,git ey kalbimin belası

Arkana bile bakmadan git,sakın üzülme

Ben yorgun ve sensiz yıllara meydan okurum…

Bir sen vardın birde seni çok seven ben

Sen sakın deme benim içinde sadece sen

Bir esirin vardı,birde sana köle yine ben

Prangalarımı çözme sakın giderken…

Aşkım yorgun,sevdam yorgun,ben yorgun

Prangaları vurdugun kalbim yorgun

Giderken anılarınıda alıp git ne olur

Seninle dolu olan hayallerim yorgun…

Git hadi ey sevdam durma ne olur git

Git hadi sevdamın en deli,en çılgın yanı

Göz yaşlarıma basmadan,beni anmadan

Bana bıraktıgın ne varsa alıpta git…

Bir sen vardın,şimdi ise isyanlarım

Bir gamzelerin vardı,şimdi ise mezarım

O sımsacak tatlı gülüşün şimdi gözyaşlarım

O simsiyah saçların,şimdi kapkara aşkım…

Gözlerim yorgun,göz yaşlarım yorgun

Seni arayan ellerim,ayaklarım yorgun

Seni sayıklayan dilim yorgun,ağzım yorgun

Seni sensiz yaşayan bu deli divane yorgun…

Git hadi ey cennette cehennemi yaşatan git

Git hadi gözyaşlarımda beni boğan hadi git

Mezarıma toprak atıp,mezar taşımı dikip

Beni canlı canlı gömüp öyle git,hadi durma git

Mezarıma bir kaktüs dikip

Anılarını,aşkını,sevdanı al alda öyle git

Hadi durma ne olursun,her şeyini yanına al

Bana sadece hayalini bırakta git…

 

YAZAN:Cengiz AKALIN

http://ondokuzforum.net/showthread.php?p=218557#post218557

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Aşkın Cezası

19/11/2009 -Kategori: Hikayelerim


Biliyormusun?.En büyük suçum senin mutlu olman için elimden geleni yapmak oldu.Hiç düşünemedim senin mutlulugunun benim mutsuzlugumun üzerinden geçecegini...Hayat ne kadar tuhaf degilmi?.Bazıları gülerken,bazılarınınsa ağlaması...Kimisi başkaları mutlu olsun diye hç düşünmeden kenisini mutsuzluga yiterken,mutlu olanın,kendisi yüzünden mutsuz olandan haberinin olmaması...Sanırım buda bir ceza.Mutlu etmek için mutsuzluk cezası...

 

En acı yanından biriside sevdigin insan yanında yokkenaldıgın nefesin bogazına düğümlenmesi.Hele birde sevdigin insanın,sabah uyandıgında senin degilde başkasının yüzünü görerek,teninin kokusunu teneffüs ederek uyanması.Çok sevdigin aşık oldugun kişinin kollarında bir başkasının olmasını bilmek,işte bu çok acı.İnsanın yüregini dağlayan,insanın ruhunu tumarhanelik deli eden,kalbinden şelaler gibi yaşlar,kanların akmasına neden olan bir acı...Gece sabahlara kadar onu düşünürsün,sanki yanında o varmış gibi hayal edersin,sonra birden bieo an onun yanında bir başkasının oldugu gelir aklına.Tüm kurdugun hayaller balona iğne batırdıgında pat diye patlayıp yok olurya,işte o balon gibi işte o balon gibi patlayıp içine dertler ve hüzünler bırakarak yok olur.Hayal kurarken yüzündeki mutluluk ifadesinin yerini param parça bir kalp ile birlikte hüzünlü ve gözleri yaşlı bir ifade alır...Gözlerinin iki yanından yaşlar yavaş yavaş süzülerek iniverir başını koydugun yastıga...O an bağırmak,isyan etmek,nara atmak geçer içinden..Fakat bağıramazsın.Çünkü nefesin adeta yumruk gibi bir lokma olur ve düğümleniverir boğazına...Birden gecenin sessizligini hıçkırık seslerin kaplar...O hıçkırık sesinide birtek sen duyarsın.Çünü yine yalnızsın.O an ölmek istersin.Düşünemessinki sen zaten ölüsün,ama senin haberin yok..Her gece tekrar tekrar öldügünden hiç haberin olmaz...Çünkü her an her dakika sadece o vardır aklında.Sen seni bile düşünemezsin sadece onu düşünmek varken....Onun için sen zaten ölüsündür...

 

Aşkın hayattaki en güzel mutluluk oldugunu düşünürsün.Fakat asla bilemezsinki o aşktaki mutluluk sevdigin kişiye ait.O mutlu olsun diye sen hep susmak,sen hep sadece hayaliyle avunmak zorundasın...Aslında senin mutsuzlugundur onu mutlu eden.Eğer ilişkinizin ilk zamanlarında azda olsa mutlulugu yaşadıysan işte o azcık yaşadıgın mutlulugu tüm hayatına paylaştırm zorundasın.Onsuz geçen günlerde onunla azda olsa onun ile birlikte olmak istiyorsan o kısacık mutlulugu onsuz geçen günlere yaymak zorundasın....

 

Kulagın onun sesini duymak ister,gözlerin sadece onu görmek ister.Fakat sadece istemekle kalır.Çünkü aşk sana cezayı çoktan kesmiştir.Hem öyle bir cezaki zaman yok,süre yok,gün yok,ay yok,yıl yok.Yaşadıgın müddetçe o cezayla yaşamak zorundasın...

 

Her güne onu tekrar görücekmişin ümidiyle başla.Her günün gecesinde hüsrana uğrasanda ve her onsuz geçen günün gecesinde göz yaşlarına boğulsanda,her gece onun hayalini suyu sever gibi sevsende,bir gülü koklar gibi koklasanda ertesi günün sabahına yine o gelicekmiş gibi ümitle bak...

Her ne kadar senin mutsuzlugundan bir haber,o mutluluk içinde kahhalarla yaşasada sen asla ümidini yitirme.Sen yinede bekle.Ümidini yitirdigin gün,bilki gerçekten kara topraga girdigin gündür...

 

Unutma bu yaşadıklarımız aşkın bize kestigi cezadır...Bırak o vefasız senden bir haber yaşasın.Bırak o vefasızın attıgı her kahkaha senin yüregine saplansın...Birgün gelipte yalnız kaldıgında oda anlayacaktır aslında senin mutsuzlugun nedeniyle mutlu oldugunu.

Bırak şerefsizler,bırak riyakarlar,bırak sahtekarlar mutlu oldugunu sansın.Sen o kısacık mutlulugunla yaşamaya devam et.Mutlu oldugunu sanan senin gözlerinden yaşları akıtan,senin yüregini dağlayan,mutlulugunu senin mutsuzlugun üzerine kuran iki yüzlü şeytanlar birgün gelip cezalarını mutlaka çekecekler...

 

İŞte bu aşkın cezasını bana göre çok iyi anlatan bir şarkı sözü...

 

Aşkın Cezası

 

Affedilmez suçum sana yar olmak

Bütün gençligimi sana harcamak

Ebediyen seni bende yaşamak

Aşkın cezası,aşkın cezası

Benim çektiklerim aşkın cezası..

 

Kulagım sesini duymak isterya

Gözlerim yollara dalıp giderya

Sensiz nefes alıp vermek varya

Aşkın cezası,aşkın cezası

Benim çektiklerim aşkın cezası

Senden çektiklerim aşkın cezası...

 

Geceler boyunca seni düşünmek

Acılar içerisinde seni beklemek

Seni başkasının yanında bilmek

Aşkın cezası,aşkın cezası

Benim çektiklerim aşkın cezası...

 

İşte böyle herşeyin bir bedeli var.Yaşadıgımız o kısacık mutlulugun bedeli bir ömür boyu mutsuz olmak,bir ömür boyu göz yaşı dökmek.Her baktıgın yerde onu görmek,her gün yüzlerce kez onun adını anarak onu ne kadarda çok sevdigini söylemek.

Hadi sen yine düşün,hadi sen bu gecede onun hayaliyle avun.Sabah kalktıgında yanında sanki o varmış gibi uykusuz ve batan gözlerini aç.Onun yanında olmadıgını anladıgın anda sakın ağlama.Hemen kalk yüzünü yıka.Yıkaki gözlerinden akan yaşlar belli olmasın.Göz yaşların onun hayaliyle dolu olan yatagına,hayalinin başını koydugu yastıga damlamasın...Sen hernekadar mutsuz olsanda,bırak o hep mutlu kalsın.

 

Hadi bu sabah yine birer mezar kazalımve o mezara onsuz geçen bir günü daha gömelim.Diger geçen günlerde onsuzlugu gömdügümüz diger mezarların yanına...

Hadi tekrar yollara bakmaya devam edelim.Asla ümidimizi yitirmeyelim.

Kimbilir belki pişman olur.Kim bilir bir gece ansızın onunda gecesi kararır.Kimbilir bakarsın bir gün gelirde yüzündeki maskesini atıverir...

Bu yaşadıgımız aşkın cezası.

Aşkın gögsümüzden koparıpta aldıgı yürek canımızı yakmaz.Asıl canımızı yakan riyakar,yalancı kişinin o yüregin kıymetini bilmemesi,o yüregi ayakları altında ezmesi...Hadi bu gecenin ardındanda yeni güne,yepyeni hayallerle başlayalım.

 

YAZAN:Cengiz AKALIN

 

http://www.ondokuzforum.net/showthread.php?p=216653#post216653

Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Hüsran Doluyum

8/11/2009 -Kategori: Siirlerim

Dilden dile dolaşacak bir şiir yazdım senin için

Seni sevdim ölümüne sadece kalbimin için

Önce Allah'a taptım sonra sana taptım

Cennette senin ile olmak sana doymak için...

 

Azraile meydan okudum,ölümden korkmuyorum diye

Cennete sırtımı döndüm cehennemim sensin diye

Şimdi seni arıyorum gözümde canlanan anılarda

Cennetim sensin,cehennemde yansam banane...

 

Bir şiir yazdim şiirimin adı sadece gönlümde saklı

Adını kimse sormasın bana adın kalbimde kazılı

Anılarım gece karanlıgında yanan ateş olsada

Sen kalbimdesin,sen ruhumdasın,sen aşkımdasın

Senin adın bende degil bir tanem,

Senin aşkin bende degil minigim,

Senin sevgin kalbimde degil sevdigim,

Sana ait bende ne var ise

Hepsi senin ile dolu olan anılarimda sakli...

 

Fatih sultan Mehmet Istanbul'u fet etmis

Atatürk vatanı bizlere emanet etmiş

Sen ise kalbimi fet ettin,aşkını bana emanet ettin

Aşkın benim için yüce,emanetin ise namusumdur

Seni sensiz yaşamayıda bilirim ben bebegim

Yazdıklarımın hepsi gerçek asla yalan degil

Seni unuttugum gün minigim bilki benim sonumdur...

 

Seni seviyorum unutmam mümkün degil

Senden nefret etsemde benim dikenli kaktüsüm

Ne senden geçerim,nede senin zehirli aşkından

Hesap sormam sana,hesabım sensiz gecen günlerden

Ölümden korkmuyorum,korkum sensiz ölmekten

 

Hayatım sensiz geçsede,anılar önümde isyan etsede

Şerefsizler bayrak açıp eğlenip,halay çeksede

Ayrılıgımız iki yüzlü riyakarları mutlu edip güldürsede

Ben senden geçmem bebegim

Ben senden geçmem minigim

Ben seni asla unutmam sevdigim

Sen benim herşeyimsin sevda çicegim

Bilsemki sensiz ölecegim,bilsemki sensiz sürünecegim

Sonuna kadar sadece seni sevecegim

Sonuna kadar sadece seni bekleyecegim

Her ne olursa olsun gamzelerinde yüzemedigim

Her ne olursa olsun aşkına doyamadıgım

Her ne olursa olsun benim tatlı bebegim

Sonuna kadar seninim

Sonuna kadar sadece seni sevecegim

Sen sakin üzülme zeytin gözlüm

Bu kalp attıkça,bu gözler gördükçe

Bu sen ile dolu cigerlerim nefes aldıkça

Namusum ve şerefim üzerine yemin ederimki

Sadece seni bekleyip,sadece seni sevip

Sadece ve sadece seni bekleyecegim...

 

YAZAN:Cengiz AKALIN

 

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
« Önceki -

SEVGİLERİ ÇİÇEK GİBİ SOLDURMAYALIM... HEP BİL SAKIN UNUTMA EMİ

Sevgiyi sevene, aşkını bilene ver...Verki aşkında, sevginde deger kaybetmesin...

Son Yazılarım

Arkadaşlarım

Kategorilerim

Bağlantılarım

Designed by In Obscuro
İlgili aramalar: müzik - tolga tabu & serdar gitar bir resmin bile yok -  tolga tabu -   serdar gitar -   düzce -   şahin -   aşk -   sevgi -   müzik -   tuna tabu

Gzlerin Kal Diyor - Cengiz Akaln



Doğdugum ve çok sevdigim güzel kasabam ve degerli arkadaşım ve dostum olan belediye başkanımız sayın Bayram Akdoğan Niğde Gümüşler kasabası